Allah (cc) kâinatı, yeryüzünü, gökyüzünü, dağları ve insanın aklına gelmeyecek olağanüstü canlı ve cansız varlıkları insanoğlu için yaratmıştır. Bütün yaratılanlar insanoğlunun hizmetine musahhar kılınmıştır. Hal böyle iken büyük ve envai çeşit nimetlerin insanoğluna takdim edilmesinin altında çok büyük hikmetleri görmek, tefekkür etmek ve dersler çıkartmak gerekmektedir.

İnsanoğluna vermiş olduğu nimetlerden bir tanesi de kendisinden, etinden, sütünden, derisinden faydalanıldığı binek hayvanlardır. Allah (cc) şöyle buyurmaktadır: 

“Allah, kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır.

Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır. Gönüllerinizdeki bir arzuya, onlara binerek ulaşırsınız. Onların ve gemilerin üstünde taşınırsınız.”[1]

Ancak ne tuhaftır ki böyle nimetleri insanoğlunun hizmetine sunan Allah (cc), kendi dili ile insanoğlunu kitabında şu şekilde nitelendirmektedir:

 İnsanoğlu Nankördür. 

“Şüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür.”[2]

İnsanoğlu Zalim ve Cahildir.

“Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.”[3]

İnsanoğlu Acelecidir.

“İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!”[4]

İnsanoğlu Sabırsızdır. 

“İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır.”[5]

Allah (cc) bu şekilde vasıflandırdığı insanoğlu için musahhar kıldığı hayvanlardan biriside arıdır. Kur’an’da zikredilmesi ve kıssa olarak bizlere bahsedilmesi gerçekten de manidardır. Bende bu ay arılarla alakalı, bahsi geçen Nahl suresinin 68, 69. ayetleri zikretmeye, bu ayetlerden ibretler ve dersler çıkartmaya niyet ettim. Rabbim bana da ve sizlere de amel ettirmeyi kolaylaştırsın. Âmin.  

Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Rabbin bal arısına: "Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye, sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü" diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.”[6]

Yerde ve gökte, canlı ve cansız varlıklardan insanoğlu haricinde tüm varlık Allah’ın (cc) emirlerine isteyerek ya da istemeyerek itaat etmektedir. Güneş, yer, gök, ay, yıldızlar, melekler, vs. Allah’ın emrettiği şekilde görevlerine harfiyen uymakta ve tam anlamıyla teslimiyet örnekliği göstermektedirler. Ama yukarı da bahsettiğimiz ayetler ışığında, insanoğlu tüm nimetler içerisinde olmasına rağmen kulluk bilincini unutmakta, rabbine karşı boyun eğmekte ve gaflete düşmektedir. Rabbimiz; yer ve gökten bahsederken şöyle buyurmaktadır:

“Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah'a secde ederler.”[7]

İşte bu emre amade olan canlılardan bir tanesi de bal arısıdır. Allah (cc) bal arasına ayette de açıklandığı üzere dağlarda, ağaçlarda ve kovanlarda yuva edinmesini emretmiş ve rabbinin gösterdiği yolu takip etmesini emretmiştir. Ve arılarda Allah’ın (cc) buyruğuna teslimiyet göstererek tüm aleme ibret naziresi olmuştur. Zahiren bakıldığında küçücük hayvanın bu emre tabi olması hangi aklın ürünüdür? Yeryüzünde gezip dolaşan ve tekrar yuvalarına kaybolmadan dönen arılara eğitimi ve öğretimi kim verdi? Mühendislerin ve matematikçilerin bile içinden çıkamadığı arılar işlerini nasıl becerebiliyorlar? Bu gibi soruların cevabını Allah (cc) bu ayette bildiriyor ve diyor ki;

“Rabbin bal arısına vahyetti/ilham etti…”

İşte bunları öğreten, bildiren, tüm varlılara hükmeden Allah (cc) sonsuz gücü ve hakimiyeti ile gerçekleştirilmiştir. Burada ki أَوْحَى kelimesi Cebrail (as) vasıtasıyla Arı’ya aktarılan mesajlar değildir. Çünkü vahiy kelimesi Allah’ın (cc) özel seçmiş olduğu Rasullerine bildirdiği ayetlerdir. Bu sebeple buradaki vahiy kelimesinde “ilham etti, öğretti, yol gösterdi” manaları anlaşılması gerekmektedir. Gerçek vahyi alanlar; erkek olup Allah’ın seçtiği mümtaz insanlardır.

Kur’an’da bu gibi ayetleri görmek mümkündür. Mesela;

1.   Sema’ya vahyedilmesi.                                      

“Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah'ın takdiridir.”[8]

2.   Arza vahyedilmesi.

“İşte o gün (yer) haberlerini anlatır. Rabbinin ona bildirmesiyle/vahyettmesiyle.”[9]

3.   Meleklere vahyedilmesi.

“Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun, ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına! diye vahyediyordu.”[10]

4.   Musa’nın (as) annesine vahyedilmesi.

“Musa'nın anasına: Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden endişelendiğinde onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız, diye bildirdik.”[11]

5.   İsa’nın havarilerine vahyedilmesi.

“Hani havârîlere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmiştim/vahyetmiştim. Onlar (da), "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.”[12]

Bu ayetlerde geçen “Evha” fiili; ilham etti vb. manalara gelmektedir.

Arı Nasıl Bir Varlıktır?

Yaşamsal döngü için bu kadar mucizevi bir varlık olan arılar 20 bin farklı çeşide sahiptir. Kendi aralarında yaptıkları dansa benzer ritmik hareketlerle bir iş döngüsü sağlarlar. Her bir arının kendine özgü bir sesi vardır ve bu çıkardığı ses onun farklı bir faaliyetiyle ilişkilidir. Çıkarttıkları ses, bilgiyi iletmek içindir. Tehlikeli durumlarda, tehlikeyi haber vermek için daha yüksek sesle vızıldarlar. Arı kolonisinde yaşamsal döngüyü sağlayan kraliçe arı, daha zengin bir ses yapısına sahiptir. Arıların ayak ve bacakları titreşimleri hisseden yüksek bir duyarlılığa sahiptir. Antenleri aracılığıyla farklı kokuları alabilir, birbirlerini tanıyabilir ve birbirlerinin farklı türlerini ayırt edebilirler. Bunun en belirgin göstergesi bir arının başka bir kovana girememesidir. Muhafız arılar kovanın güvenliğini sağlar ve başka bir kovandaki arının kendi kovanlarına girmesini engeller.

Arılar her kanat çırptığında, kovanı, bir tür yelpazeleme sistemiyle havalandırır. Arıların çıkarttıkları ses her ne kadar kanatlarından geliyor gibi görünse de aslında göğsünden geldiği tespit edilmiştir.

Bal Arıları Nasıl Bal Yapar?

Arıların bal elde edebilmeleri için ballı bitki çiçeklerini ve ağaç salgılarını dolaşması gerekir. Bir arının bir kilogram bal elde edebilmesi için beş milyondan fazla bitkinin özünü toplaması gerekir.

Yaşamlarını sürdürürken arılar, bir kovan içinde toplu halde bulunurlar. Soylarının devamlılığı için toplu halde yaşar ve iş birliği içinde hareket ederler. Bir kovanın içinde işçi arılar, ana arı (kraliçe arı) ve erkek arılar yaşamaktadır. Bal arılarının ortalama ömürleri 1,5 aydır. Erkek arılar 6 ay, kraliçe arı ise türüne göre 2 ila 7 yıl yaşar. Bir işçi arı, ortalama ömründe bir çay kaşığının on ikide biri kadar bal üretebilmektedir. Bir bal arısı saatte ortalama 24 km hızla uçabilir.

Bal arıları, mavi rengi ayırt edebilirken, kırmızı ve koyu gri renkleri siyah olarak algılar. Birçok arıcının kullandığı kovanların renginin mavi olması bu nedenledir. Kovandaki bir peteğin içini doldurabilmek için yüz milyondan fazla çiçeğin özünü emerler. Bu işlemi gerçekleştirirken 90 ila 100 bin km boyunca kanat çırparlar.

Kovan içindeki yaşamlarına bakacak olursak, bir kovan, 90 bine kadar arıyı misafir eder. Erkek arılar sadece çiftleşme için yaşarlar. Kraliçe arıyla çiftleşerek kovan hayatının devamlılığını sağlarlar. Ayrıca kovan içinde besin tükenmişse, yemek bulmaları için işçi arılar dışarı çıkarlar.

Bal Arılarının Gözleri Hakkında

Arıların göz yapıları da basit ve birleşik göz sisteminden oluşmuştur. İki adet birleşik ve üç adet basit gözleri bulunmaktadır. Birleşik göz; ana arıda üç bin adet, işçi arıda dört bin adet, erkek arıdaysa sekiz bin adetten daha fazla basit gözün birleşmesinden meydana gelir. Bir bal arısı az enerjiyle neredeyse bir bilgisayarın işlem gücüne denk işlem yapabilme kapasitesine sahiptir.

Bal arıları polen topladığı çiçekleri, başka arıların tekrar gelip uğramaması için özel elektriksel bir alanla kaplar. Bu elektriksel alanı, alıcıları sayesinde fark eden diğer arılar, poleni biten çiçeğe tekrar uğramadan geçerler ve böylelikle diğer çiçeklere yönelir. Zaman kaybı da yaşamamış olurlar.

Bazı arılar hastalandıklarında tekrar yuvalarına dönmezler. Yön duygularını kaybetmeleri sebebiyle kendi başlarına ölürler. Hastalık ya da virüs kaptıklarında yuvalarına dönmez ve diğer arıları da korurlar.

Bal Arılarının Yön Duygusu Nasıldır?

Arılar hakkında ilginç diğer bir bilgiyse yön duygularının çok gelişmiş olmasıdır. Arılar bir milyon sinir hücresi nörona sahiptir. Adeta yeryüzünde kendilerine has bir harita geliştirmiş ve bıraktıkları birtakım izlerle yollarını çizmişlerdir.

Bal Arıları Polenleri Nasıl Toplar?

Arılar bir koloni içinde bir kilo bal üretebilmek için dünya etrafını 6 kez dönmeye eşdeğer bir uçuş yaparak çiçekleri dolaşırlar. Bu güce sahip olabilmeleri için de için 25 kiloluk bal (besin) tüketmeleri gerekir.

Uçan bir arı, her kilometrede enerji sağlamak için yarım miligramlık besine ihtiyacı vardır. Bir arı bir litre balla saniyede 250 kez kanat çırparak 3 milyon km kat eder ve etraftaki bütün çiçekleri dolaşır. Bir bal arısı tek bir seferde 50 ila 100 arasında çiçeği ziyaret eder.

Bir peteğin gözünün derinliği 12 mm olmasına rağmen içi bal ile dolduğunda petek hiçbir şekilde deforme olmamaktadır.

Dünyanın en hızlı bilgisayarlarından biri, saniyede 16 milyar aritmetik işlem yapabiliyorken bir bal arısı, aynı sürede enerjisini daha az kullanarak 10 trilyonluk işlem yapabilme kapasitesine sahiptir. Günümüzdeki en verimli, işlem hızı en yüksek bilgisayardan bile yüz milyon kat daha hızlı işlem yapabilen bal arıları, doğanın en muhteşem canlılarıdır.[13]

Balda Şifa Vardır!

Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.

Ayette de belirtildiği üzere bal şifadır. Allah Rasulü’de (sav) balın şifa olduğunu bizlere birçok hadisinde bildirmektedir. Bunlardan bir tanesi şudur:

Bir adam Rasulullah’a (sav) gelerek:

"Kardeşim ishal oldu (ne yapayım?)" diye sordu.

Rasulullah (sav):

"Ona bal (şerbeti) içir!"  Buyurdu. Adam içirdi. Bilahare aynı şahıs tekrar gelip:

"Ben bal (şerbeti) içirdim. Ancak, bu onun ishalini artırmadan başka bir şeye yaramadı." dedi.

(Adamın bu gidip gelmeleri) üç kere tekrar etti. Sonunda Rasulullah (sav):

"Allah doğru söyledi. Kardeşinin karnı yalan söyledi (hata etti)." buyurdu.

Sonra bir kere daha içirdi. Bu sefer kardeşi iyileşti.[14]

Nahl 68, 69. Ayetlerden Çıkartılması Gereken Dersler

1) Bütün varlıklar Âdemoğlu için var edilmiştir. Âdemoğlunun kendisine verilen nimetleri bilmesi ve nankör olmaması gerekmektedir.

2) Arı olsun ya da farklı canlı-cansız varlıklar olsun hepsi Allah’ın emirlerine boyun eğmekte ve kendilerine verilen görevleri yerine getirmektedirler.

3) Bütün varlıkların Allah’ın emirlerine uyması ve tabi olması Allah’ın (cc) gücünü ve azametini ortaya koymaktadır. Allah’ın her şeye kadir olduğunu ayan beyan gözler önünü sermektedir.

4) Allah’ın (cc) insanoğluna musahhar kıldığı tüm canlı varlıklara merhametli olmamız ve onlara hakkıyla muamele yapmamız gerekmektedir.

5) Allah (cc) Kur’an’da “hayvanların ürettiği gıda olarak sadece arının ürettiği balda, insanoğlu için şifa vardır” demesi de oldukça manidardır. Çünkü arının haricinde tüm hayvanlar kendileri için çalışır, kendileri için menfaat gözetir. Ama arı öyle değildir. Kendisi için yediğini, insanlara şifa olması için çıkarır. O yüzden Allah Rasulü (sav) bir hadisinde Mü’mini bal arasına benzetmiş, baldaki güzel hasletin mü’minde de olduğunu söyleyerek şöyle buyurmuştur: “Mü’minin misali bal arısına benzer. Temiz olan şeyleri yer, temiz olan şeyler ortaya koyar, temiz yerlere konar ve konduğu yeri ne kırar ne de incitir.”[15]

6) Arı çok değerli ve Allah’ın emirlerine kayıtsız teslim olan bir hayvandır. Arı, insanlar için Allah’tan mükâfat elde etmeden bile emredileni yaparken; insanoğlu kendisine vadolunan cenneti kazanmak için arı gibi Allah’ın emirlerine teslim olmaktan aciz kalıyor ve nimeti verene nankörlük yapmaktan geri kalmıyor. İnsanoğluna çalıştığının karşılığı verilmeseydi durum ne olurdu siz düşünün!

7) Allah’ın (cc) insanlara şifa kaynağı olarak balı zikretmesi, şifayı temiz ve doğal gıdalarda aramanın gerekliliğini; temiz olmayan ve haram olan gıdalarda aramanın ise helal olmadığını öğretmektedir. Nitekim Allah Rasulü (sav) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: "Allah Teala ümmetimin şifasını, onlara haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır."[16]

Allah (cc) bu ve diğer ayetlerde bizlere ibretler almayı ve bunun neticesinde imanımızı artırmayı nasip ve müyesser eylesin. Âmin.

 

 


[1] (40 Mü’min, 79-80)

[2] (100 Adiyat, 6)

[3] (33 Ahzab, 72)

[4] (16 İsra, 11)

[5] (21 Enbiya, 37)

[6] (16 Nahl, 68-69)

[7] (13 Rad, 15)

[8] (41 Fussilet, 12)

[9] (99 Zilzal, 4-5)

[10] (8 Enfal, 12)

[11] (28 Kasas, 7)

[12] (5 Maide, 111)

[13] (Balgurmesi.com)

[14] (Buhari)

[15] (Ahmed bin Hanbel)

[16] (Ebu Davud)