Geçen ay yazımızda bilgisayarın dahili donanımlarından bahsetmiştik. Bu ayki yazımızda ise olmasa da olacak ama olması ile hayatımızı kolaylaştıran, bizlere vakit kazandıran, belki hiç farkında olmadığımız görünmez kahramanlar olan harici donanımlardan bahsedeceğiz.

Dahili donanımlar program veya işletim sistemi tarafından verilen talimatları toplu olarak işleyen veya depolayan donanımlardır.

Çevresel bileşenler olarak da adlandırılan harici donanım bileşenleri, giriş veya çıkış işlevlerini kontrol etmek için genellikle bilgisayara harici olarak bağlanan donanımlardır. Bu donanım aygıtları, yazılıma talimatlar sağlamak (girdi) veya yürütülmesinden sonuçlar (çıktı) oluşturmak için tasarlanmıştır.

Bilgisayarı bir ev olarak düşünecek olursak dahili donanımları evin iskeleti, temeli olarak düşünebiliriz. Harici donanımları ise evin pencereleri, boyası, su tesisatı gibi düşünebiliriz. Ev boyası olmadan, su tesisatı olmadan olabilir işlevini kayıp etmez. Hatta penceresi bile olmayabilir. İşlevini yitirmez. Su ihtiyacını dışarıdan karşılarsın, karanlık ve havasız bir şekilde kalırsın ama sonuç olarak içinde kalabilirsin. Çok kullanışlı olmaz fakat alternatifin olmadığı bir ortamda tercih edilebilir. Herkese hitap etmez belki ama spesifik bir kullanıcıya hitap edebilir. Ama temel parçaları olmasa durum bu şekilde olmaz. İskeleti olmasa, temeli olmasa, ev işlevini kaybeder. Spesifik kullanıcıyı geçelim, alternatifsizlik durumunda bile kullanılamaz. Dahili donanımlar bu olmazsa olmaz kısımları oluştururken, bilgisayarın ana işlevini korurken, harici donanımlar ise, son kullanıcıya rahatlık sağlıyor, bununla birlikte bilgisayarın kullanıcı portföyünü genişletiyor. Şimdi bu kullanıcının deneyimini kolaylaştıran, görünmez kahramanlarımız nelermiş bir bakalım.

Klavye ile başlayalım. Klavye hepimizin bildiği bir donanım. Bildiğimiz, sürekli kullanmış olduğumuz bir donanım. Laptoplardan tutun, masaüstlerine kadar bütün bilgisayarların olmazsa olmazı haline gelmiş olan klavye. Evet aslında kendisi olmazsa olmazlardan değil. Yani bilgisayarın çalışması için. Kullanıcı deneyimini üst seviyeye çıkarttı, bilgisayar ile iletişimimizi çok kolay bir hale getirdi fakat bilgisayar o olmadan da çalışır vaziyetteydi. Evet bilgisayarlar klavye olmadan öncede çalışıyordu. Bilgisayara delikli kartlar ile veya başka yöntemler ile girdiler veriliyordu. Şimdi zor ve eski yöntemler olmadan girdilerimizi kolay bir şekilde bilgisayara iletebiliyoruz. Yani tanımlayacak olursak klavye, kullanıcı tarafından bilgisayara veri veya mesaj göndermek için kullanılan bir giriş aygıtıdır. Birçok farklı klavye türü vardır fakat en yaygın olanı QWERTY klavyedir. Şimdi şöyle düşünebilirsiniz; “Olsun, sorun değil klavye olmasa bile ekran klavyesi var. Mouse ile ekran klavyesinden işimi görürüm.” O zaman sıradaki harici donanımımız olan mouse’a geçelim.

Evet mouse yani fare de bilgisayarın çalışması için olmazsa olmaz donanımlardan değil. Belki laptop kullanıcısı olarak zaten fare kullanmak yerine touchpad kullanıyorsunuzdur ama o imleci bir şekilde hareket ettiriyoruz. Bu donanımın sürekli kullanıyoruz belki ama farkına varmıyoruz. Ne zaman ki bozuldu o zaman farkına varıyoruz farenin bir ihtiyaç olduğunun. Fare, bilgisayar ekranlarında imleci veya işaretçiyi hareket ettirmek için kullanılan bir donanım giriş aygıtıdır. Ekrandaki nesneler ile etkileşimi sağlayan, elle tutulan bir donanımdır. Kablolu ve kablosuz modelleri vardır. Touchpad gibi alternatifleri vardır. Mouse ile yaptığımız işi klavye ile de yapabiliriz fakat bu çok fazla zamana mâl olur. Mouse işimizi çok daha hızlı bir şekilde yapıyor, zamandan tasarruf sağlıyor. Kullanıcı deneyimini olumlu yönde etkiliyor. Tamam o zaman ekran klavyesini monitörden açalım. Nasılsa klavye farenin görevlerini yerine getirebiliyormuş. O zaman şimdi geçelim sıradaki harici donanımımız olan monitöre.

Monitör sürekli bakmış olduğumuz o bilgisayar ekranı. Bazen o olmasa da bilgisayar çalışır ve hoparlörden sesleri duyabiliriz. Zaten buradan şunu anlıyoruz monitör olmasa da bilgisayar çalışıyor. Monitör, bilgisayarınıza veya dizüstü bilgisayarınıza bağlanan elektronik bir görsel ekrandır. Bilgi işlem cihazı tarafından oluşturulan bilgileri, belgeleri veya görüntüleri görüntüleyen TV ekranına benzer bir çıkış cihazıdır. Yani görüntüleri, metinleri, videoları, oyunları, web sayfalarını ve daha fazlasını görüntülemek için kullanılır. Ama olmazsa olmaz değildir. Bilgisayar, monitör olmadan önce de çalışır vaziyetteydi. Fakat biz o an ne işle meşgul olduğunu ne yaptığını göremezdik. Hesaplamalar için yapılmış olan o ilk bilgisayarların monitörleri yoktu. Bir kâğıda, hesaplanması gerekeni hesaplar ve sonucu çıkarırdı mesela. Böylece sonuç görülürdü. Veya bazen hiç çıktı bile olmaz yalnızca çalışır. Arkada dönen işi görmeyiz, görmemiz bile gerekmez. Ama eğer monitör olmamış olsaydı birçok kişi bilgisayarı kullanamayacaktı. Bilgisayarlar çalışacaktı fakat kullanıcılara hitap etmeyecekti. Ama ne demiştik, dahili donanımlar bir evin penceresidir. Monitör kullanıcıya açılan bir pencere olmuştur.

Yazıcılar bir harici donanımdır. Yazıcı da monitör gibi bir çıkış aygıtıdır. Yazıcı, sahip olduğumuz herhangi bir dijital veriyi yazdırmak için kullanılır. Bilgisayarımızdaki metinler, fotoğraflar gibi. Elimizde sadece dijital kopyası olan bir metini, yazıcılar ile kolay bir şekilde çoğaltabiliyoruz, kâğıda dökebiliyoruz.

Monitör ile görüntü çıkışını sağlarken, hoparlörler ve kulaklıklar ile ses çıkışını sağlıyoruz. Çalışan videonun, ses kaydının içeriğini duyabiliyoruz. Hoparlör bilgisayarın elektromanyetik dalgalarını ses dalgalarına dönüştürür. Böylece elektrik sinyallerini ses biçiminde duyabiliriz. Kulaklıklar da bu işi aynı şekilde yaparken yalnızca bir kişinin duyabileceği şekilde ses çıkışını sağlar.

Mikrofon, kamera bütün bunlar harici donanımlardır. Ki bugün baktığımızda belki bir çoğumuz, bilgisayarımızı kullanırken bu ikisini kullanmıyoruz bile. Mikrofon, hoparlörün yaptığı işlemin tam tersini yapar yani ses dalgalarını elektrik sinyallerine çevirir. Bu ikisine benzer belki hiç kullanmadığımız ve almadığımız tarayıcı gibi harici donanımlarda vardır.

Kısaca, kasa içinde olan donanımlara dahili, kasa dışında bilgisayara bağladığımız donanımlara ise harici donanım diyebiliriz.

Bütün bu harici donanımlar içinde bazıları gündelik hayatımızda, bilgisayarları kullanırken bizlerin olmazsa olmazı haline gelmiştir. Ve bunların aslında olmadığı zamanların olduğunu belki bilmiyorduk belki biliyorsak bile unutuyorduk. Bir zamanlar mouse olmadan, monitör olmadan bilgisayar kullanılıyordu. Bilimsel hesaplamalar için kullanılır, savaşlarda kullanılırdı. Spesifik bir kullanım alanı vardı fakat kullanımdaydı. İnsanlar zaten kullanımda, zaten çalışıyor demedi ve daha da geliştirdiler. Ne ekleyebiliriz, nasıl daha kolay hale getirebiliriz diye çalıştılar. Ve bu çalışmaların karşılığında belki ilk hali ile kimsenin evine giremeyecek olan o bilgisayarları herkesin evine girebilecek bir hale getirdiler. Ve herkesin evine girmiş haldeyken bile insanlar bunlar için çalışmaya devam ediyor. Nasıl daha güzel hale getirebiliriz diye. Kimileri dertlendi, hevesi vardı bunu gönüllü olarak yaptı, kimileri maddi bir karşılık için yaptı. Ama bir şeyler yapıldı. Var olan bir sistem geliştirilmeye çalışıldı, geliştirildi ve geliştirilmeye devam ediyor. Buradan dersler çıkarmak gerekir. İyi kötü çalışan bir sistem varsa, oldu bu artık deyip bırakmamak, sürekli üstüne koymaya çalışmak gerekir.

İşte böyle görünmez kahramanlarımız bir zamanlar yoktu. Şimdilerde ise onlarsız bilgisayar kullanılmaz halde. Bilgisayarın çalışması için şart değil fakat bizler için şart. Bilgisayar onlar olmadan da çalışıyordu fakat bizimle iletişimi yoktu. Monitör gözümüz, mouse elimiz, klavye dilimiz oldu. O kahramanlar bilgisayarın bizlerle olan bağını sağladı ve belki bir çoğumuz bunu fark etmedi bile. Bu küçük şeyler bile böyle anlatılınca ne kadar önemliymiş değil mi? Peki kendi vücudumuza baktık mı? Biz harici donanımlarımızın kıymetini biliyor muyuz? Farkına varıyor muyuz? Şükrünü eda ediyor muyuz?