Allah’a hamd, Rasulüne salat ve selam olsun.

Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde iman ile salih amel peş peşe zikredilir. Birbirinden ayrılmazlar. İman zikredildiğinde salih amel de onun peşinden gelir. Gölgenin simayı takip ettiği gibi, salih amel de imanı takip eder. İmanı muhafaza eden, güçlendiren etken salih ameldir. Ne kadar salih amel varsa, iman kişide o kadar güçlüdür, ne kadar yoksa da iman o kadar da zayıftır. Salih amelin önemi ve gereği o kadar büyük ki Ehl-i Sünnete göre amel, imandan bir cüzdür. Bakara suresinin 143. ayeti kerimesinde amel, iman olarak adlandırılmıştır.  

“Allah imanlarınızı boşa çıkaracak değildir.”

Bu ayette imandan kasıt ameli ifade eden namazdır.

İman ile salih amel Kur’an’da toplamda 58 yerde birlikte zikredilmiştir. Rasulullah’ın (sav) sahih hadislerinde de iman ile salih amel ilişkisinin önemini bildiren, aralarındaki münasebeti açıkça beyan eden pek çok hadis görmek mümkündür. Bunlardan bazıları şunlardır;

· Ebu Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre, Rasulullah’a (sa)

–Hangi amel daha faziletlidir? diye soruldu.

–"Allah'a ve Rasulüne inanmak" buyurdu.

–Sonra hangisi? denildi.

–"Allah yolunda cihat etmek" karşılığını verdi.

–Bundan sonra hangisi? denilince:

–"Allah katında makbul olan hacdır" buyurdular.[1]

Bu hadiste Allah Rasulüne (sav) hangi amel daha faziletlidir sorusuna önce iman, sonra Allah yolunda cihat ve Allah katında makbul hac diye cevap vererek salih amelleri imanla beraber zikretmiştir.

· Abdullah İbn-i Hişam (ra) şöyle bir hâdise nakleder:

Bir defasında Rasulullah (sav) ile birlikte bulunuyorduk. Efendimiz, orada bulunanlardan Ömer’in (ra) elini avucunun içine almış oturuyorlardı. O esnada Ömer (ra):

“–Yâ Rasulallah! Siz bana canımın dışında her şeyden daha sevgilisiniz!” diyerek Rasulullah (sav) efendimize olan muhabbetini dile getirdi.

Onun bu sözüne karşılık Rasulullah (sav):

“–Hayır, canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki ben sana canından da sevgili oluncaya kadar hakiki manada iman etmiş sayılmazsın!” buyurdular.

Ömer (ra) hemen:

“–O hâlde vallahi şimdi siz bana canımdan da çok sevgilisiniz ya Rasulullah!” dedi.

Bunun üzerine Allah Rasulü (sav):

“–İşte şimdi oldu ey Ömer!” buyurdular.[2]

· Allah için sevmek, kızmak, vermek, engel olmak, haya sahibi olmak vs. hadisler ışığında imandan bir parça olduğunu görmekteyiz.

İman Ve Salih Amelin Faydası Ve Sonucu

İmana şirk bulaştırmadan salih amel işleyenlere fayda ve sonuç itibariyle birçok olumlu etkenler vardır. Allah (cc) iman edip, imanlarına şirk bulaştırmayan ve salih amel işleyenlere güzel vaatler sunmaktadır. Peki, nedir o vaatler?

·  Güzel Bir Gelecek ve Ebedi Mutluluk 

“İman edip salih amel işleyenlere ne mutlu! En güzel dönüş yeri onlarındır.”[3]

Ayette geçen Tûba kelimesi Ta-be fiilinden türemiş olup, dünya hayatında Allah’a iman edip ve salih amel işleyen kimseler için bir mutluluk ve sevinç kaynağı olup, cennette güzel yerler bu kimselere tahsis edilecektir.

"Tûbâ" kelimesine güzellik, hayır anlamını verenler olmuştur. İbn Abbas'tan iki rivayet vardır: Birisi Cennet veya Cennette bir ağaç. Müfessir Kurtubî, Tûbâ'nın Cennette bir ağaç olduğu görüşünü tercih eder ve: "Sahih olan görüş, Tûbâ'nın bir ağaç olduğudur" der. Zira Süheylî'nin zikrettiği gibi, Utbe İbn Abd es-Sülemî'den rivayet edilen merfu bir hadis vardır: "Tûbâ diye adlandırılan ağaç ne iyi ağaçtır!"

Buharî ve Müslim, Sehl İbn Sa'd'dan rivayet ettiklerine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Cennette bir ağaç vardır ki, bir binici gölgesinde yüz yıl yürür de o gölgenin sonuna erişemez." Bir rivayete göre süratle koşan at binicisi olarak geçer. Bundan maksat, o ağacın büyüklüğünü belirtmektir.

· Güzel Bir Hayat 

“Erkek ya da kadın, kim bir mümin olarak salih amel yaparsa hiç şüphesiz ona güzel bir hayat yaşatırız ve mükâfatlarını yaptıklarının en güzeliyle veririz.”[4]

Mezkûr ayette geçen ‘güzel bir hayatın’ mahiyeti hakkında beş gö­rüş ileri sürülmüştür:

1) İbn Abbas, Said bin Cübeyr, Ata ve ed-Dahhak'a göre helal rızık demek­tir.

2) Hasan-ı Basrî, Zeyd bin Vehb ile Vehb bin Münebbih'e göre kanaat de­mektir. El-Hakem, bunu İkrime'den, o da İbn Abbas'ın görüşü olarak riva­yet etmiştir. Aynı zamanda Ali bin Ebi Talib’in (ra) de görüşü budur.

3) Yüce Allah'ın, itaatleri işleme muvaffakiyeti demektir. Çünkü itaatleri işlemek, kişiyi Allah'ın rızasına ulaştırır. Bu anlamdaki açıklamayı da ed-Dahhak yapmıştır. Yine ed-Dahhak şöyle demiştir: Bir kimse, mü'min olarak sa­lih amel işleyecek olursa ister darlık İçinde olsun ister bolluk içinde olsun, onun hayatı güzel hayattır. Buna karşılık Allah'ı anmaktan yüz çeviren, Rabbine iman etmeyen salih amel de işlemeyen bir kimsenin geçimi dardır ve onun hayatında hayır namına bir şey yoktur.

4) Mücahid, Katade ve İbn Zeydde der ki: Güzel hayattan kasıt, cennet­tir. El-Hasen de böyle demiştir. El-Hasen devamla der ki: Cennet dışında hiçbir kimse için güzel hayat söz konusu değildir. Bunun, mutluluk olduğu da söylenmiştir. Bu görüş; İbn Abbas'dan rivayet edilmiştir.

5) Ebu Bekr el-Verrâk da der ki: Güzel hayattan kasıt, itaatin tatlılığıdır. Sehl bin Abdullah et-Tüsterî der ki: Güzel hayat, kulun kendi tedbirinden vaz­geçerek, tedbirini hakka havale etmesi demektir. [5]

· Bol Rızık Ve Mağfiret  

“(Bu,) iman edip salih amel işleyenlere mükâfatlarını vermesi içindir. Böyleleri için bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.”[6]

· Tevbelerin Kabul Edilmesi 

“Rabbiniz, nefislerinizde olanı en iyi bilendir. Şayet salih kimseler olursanız hiç şüphesiz ki (Allah), O’na çokça yönelenleri bağışlayandır.”[7]

· Kötülüklerinin Örtülmesi Ve İyiliklerle Değiştirilmesi

 “(Fakat) tevbe eden, iman eden ve salih amel işleyenler bunun dışındadır. Allah, bunların günahlarını sevaba çevirir (ya da şirklerini imana, cinayetlerini ıslaha, zinalarını iffete çevirir). Allah (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir. Kim de tevbe edip salih ameller işlerse şüphesiz ki o, tevbesi makbul olarak Allah’a dönmüş olur.”[8]

İman edip, salih amel işlemek sahibine faydasından birisi de ayette geçtiği üzere Allah’ın (cc) bu kimselerin kötülüklerini iyiliklere değiştirmesidir. Bu büyük bir müjde ve sevinç kaynağıdır. İbn Abbas, Hasan el-Basri, Mücahid ve Katade'ye göre bu çevirme işi, dünyada iken olur: Allah Teâlâ o kimselerin müşrik iken yaptıkları kötü amelleri, Müslüman olarak güzel ameller işleme haline çevirir. Binâenaleyh Allah, onların şirkini imana, müşrik olarak ölmekten mümin olarak ölmeye, zinalarını da iffete ve namusa çevirmiştir. Böylece Allah (cc) sanki onlara onları bu salih amellere muvaffak kıldığını ve onların bu sayede o mükâfatları hak ettiklerini müjdelemiştir.

· Sevginin Oluşması 

“İman edip salih amel işleyenlere Er-Rahmân sevgi kılacaktır.”[9]

Ayette geçen sevgisin oluşmasını nebi (as) şöyle açıklamaktadır:

​ Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrail’e: “Ben filanı seviyorum onu sen de sev!” diye emreder. Cebrail onu sever ve sonra gök halkına: “Allah filanı seviyor, onu siz de seviniz” diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır. Allah Teâlâ bir kula buğz ettiği zaman, Cebrail’e: “Ben, filanı sevmiyorum, onu sen de sevme!” diye emreder. Cebrail de onu sevmez. Sonra Cebrail gök halkına: "Allah filan kişiyi sevmiyor, onu siz de sevmeyin", der. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Sonra da yeryüzündekilerde o kimseye karşı bir kin ve nefret uyanır.”[10]

· İnsanların En Hayırlıları  

“Hiç şüphesiz iman edip salih amel işleyenler, bunlar yaratılmışların en hayırlılarıdır.”[11]

Allah (cc) bu ayeti kerimede iman edip salih amel işleyen kimselerin yaratılmış varlıklardan üstün ve hayırlı olduğunu söylemektedir. Nitekim Ebu Hureyre (ra) ve âlimlerden bir grup, bu ayeti delil getirerek mü'minlerin meleklere üstün olduklarını söylemiş­lerdir. Çünkü Allah Teâlâ “İşte onlar da yaratıkların en hayırlısıdırlar” buyuruyor.

· Yeryüzüne Varis Olmaları

“Allah, içinizden iman edip salih amel işleyenlere vadetti: Onlardan öncekileri yeryüzünün halifeleri kıldığı gibi onları da yeryüzünün halifeleri kılacak, razı olduğu dinlerinde kendilerine iktidar/güç verecek ve korkularından sonra onları emniyete kavuşturacaktır. (Bu vaatte bulunduklarım) bana ibadet eder, hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. Kim de bundan sonra kâfir olursa işte bunlar, fasıkların ta kendileridir!”[12]

        Allah sizden iman eden ve salih amel işleyenlere, iman eden ve iman kaynaklı bir hayat yaşayanlara, iman eden ve hayatlarını bu imanlarıyla düzenleyenlere vaat etti ki, yeryüzünde onları halifeler kılacak, egemenler, hakimler kılacak. Onları yeryüzünde yerleştirecek, yeryüzünün hâkimiyetini onlara verecek. Tıpkı kendilerinden öncekilere yeryüzünde hayat hakkı, egemenlik yetkisi, güç ve kuvvet verdiği gibi. Onların dinlerini, yollarını, hayat programlarını, sistemlerini yeryüzüne hâkim kılacak. Onlar için razı olduğu, beğenip seçtiği dinlerini de yeryüzünde sabit kılacak, sağlamlaştıracak. Ve şu anda içinde bulundukları korkulu hayatlarını, güvensiz hayatlarını emniyete çevirecek, emin bir duruma getirecek. Artık onlar da bana kulluk ederler, sadece beni dinlerler, hayatlarını benim istediğim şekilde yaşarlar ve bana hiçbir kimseyi ortak koşmazlar. İşte iman eden ve salih ameller işleyen kullarıma vaadim budur der Rabbimiz.[13]

· Cenneti Elde Etmeleri 

“Şüphesiz ki Allah, iman edip salih amel işleyenleri, altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Şüphesiz ki Allah, dilediğini yapar.”[14]

Evet, bu nakillerden yola çıkarak salih amel, imanın bir parçasıdır. Aynı zamanda da imanı muhafaza eden dış etkendir. Bu kadar değeri ve kıymeti olan salih ameli işlemede bir kula yardımcı olan etkenler nelerdir? Allah izin verirse bir sonra ki ay, bu etkenleri Kur’an ve sünnet ışığında belirtmeye ve izah etmeye çalışacağım inşallah.

Allah’a emanet olun.

Selam ve Dua ile…

 


[1] (Buhari)

[2] (Buhari)

[3] (13 Rad, 29)

[4] (16 Nahl, 97)

[5] (El-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an)

[6] (34 Sebe, 4)

[7] (17 İsrâ, 25)

[8]  (25 Furkân, 70, 71)

[9] (19 Meryem, 96)

[10] (Müslim)

[11] (98 Beyyine, 7)

[12] (24 Nûr, 55)

[13] (Basairu’l-Kur’an)

[14] (22 Hac, 14)