Son zamanlarda metaverse kelimesini fazlaca duyar olduk. Aslında ilk kez karşımıza çıkmadı metaverse. Yıllar öncesinde filmlerde olsun romanlarda olsun bu konu işlendi.
Öncelikle metaverse’ün ne olduğundan bahsedelim, sonra neden şu ara sık sık duyduğumuzdan bahsederiz. Metaverse ile ilk olarak, Neal Stephenson’ın 1992 yılında yazmış olduğu bilim kurgu romanı olan Snow Crash de tanıştık. Basitçe söylemek gerekirse metaverse; insanların, ortamların, olayların dijital temsilcileriyle temsil edilen dijital bir evrendir. Teknik olarak tanımlayacak olursak; Kullanıcıların dijital bir evrende yaşadığı sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve video dahil olmak üzere teknolojinin birden çok öğesinin birleşimidir.
Peki 1992 yılında dahi karşımıza çıkmış olan bu metaverse kelimesi bugün neden yeniden karşımıza fazlasıyla çıkmaya başladı? Geçtiğimiz aylarda Facebook’un yapmış olduğu lansman sebebiyle tekrar gündeme girdi. İnsanları heyecanlandıran metaverse’den ziyade Facebook şirketinin metaverse’e yatırım yapacak olmasıydı. Facebook’un yaptığı bu yatırımlar ile metaverse’ün yol kat edeceğini, insanların oraya doğru yöneleceğini düşündüler. Metaverse ile alakalı coinler değerlenmeye başladı. Metaverse’den bahseden videolar yapılmaya başlandı. Metaverse uygulamaları yapıldı, oyunları yapıldı. Yapıldı da yapıldı. Zaten yapılıyordu evet ama Facebook’un bu hamlesi daha fazla insanı buraya çekti ve ortamı değerlendirdi.
Peki bu lansmanda ne oldu da insanlar bu kadar heyecanlandı? Aslında en basit tabiriyle anlatacak olursak hiçbir şey olmadı. Sadece Facebook’un oraya yatırım yaptığı duyuruldu. Hiçbir şey dediysek somut olarak hiçbir şey. Gösterilen şeylerin birçoğu zaten bilinen, insanların filmlerde veya başka yerlerde gördüğü belki de hayal ettikleri şeylerdi. Ve bu gösterilenlerin çoğu geliştirilmekte, geliştiriyoruz, yapım aşamasında şeklinde olunca somut bir şey gözükmedi.
Her ne kadar somut bir şey gözükmemiş olsa bile gösterilen olaylara bir göz atalım. Öncelikle Facebook şirketi adını meta olarak değiştirdi. Evet metaverse’e gönderme, kendisiyle bağdaştırma için. Facebook şirketi -yeni adıyla Meta şirketi- şunlardan bahsetti;
-Kas hareketlerini tam algılamak için bileklik geliştirdiğini açıkladı.
-Mimikleri aktarmayı başardıklarını söyledi.
-Dijital eşyaları NFT olsun olmasın kişiye ait olacağını söyledi.
-Takılan bir AR gözlüğü ile hem fiziksel ortamı görüp hem sanal görüş sağlayacağımızı gösterdi.
Sistem şöyle çalışacak; diyelim ki sanal ortamda bir kişi VR gözlüğü taktı, kendi fiziksel ortamından ayrıldı, senin fiziksel ortamına geldi. Sen AR gözlüğü taktın. VR gözlüğünü takan kişi sanal biçimde (hologram gibi) senin fiziksel ortamına geldi.
Fotoğraflara bakınca aslında şunu fark ediyoruz. Biz zaten yıllardır filmlerde, oyunlarda bunları gördük. Zaten bildiğimiz, düşündüğümüz şeyler. Ki zaten olay bizim bilmemizden ziyade bunun olup olmayacağı. Meta (eski adıyla Facebook) insanları gösterdiklerinden çok bu gösterdiklerini yapmaya çalışmasıyla, yatırım yapmasıyla heyecanlandırdı. Peki şu an heyecanlanmak için erken değil mi? Bence erken. Çünkü bu olayın şu an gösterilmesinin ticari bir kaygı ile olduğunu düşünmekteyim. Ortada var olan bir şey yok henüz. Meta’nın gösterdiği şeyleri ise yıllardır birçok firma yapmaya çalışıyor, üzerinde çalışıyor. Meta’nın bunları göstermesinin, adını değiştirmesinin sebebinin, eğer metaverse evrenine geçilirse orada var olmaya çalışmak istemesi ve metaverse’ü insanların kendisi ile bağdaştırmasını istemek olduğunu düşünmekteyim. Sonuçta şu an İnstagram, WhatsApp gibi milyonların kullanmış olduğu bu uygulamalar Meta şirketine ait. Kimse bütün bu verileri, bilgileri ve elinde tutmuş olduğu konumu kaybetmek istemez. Meta şirketi de bunu istemiyor ve teknolojide yeni bir çağa geçilirse; orada var olmak, oranın yine en büyük teknoloji firmalarından olmak istiyor. Zaten lansmanda şu an ki teknolojiler ile bunları tam olarak yapamadıklarını, geliştirdiklerini söylediler.
Şimdi Meta da dahil olmak üzere büyük teknoloji şirketlerinin metaverse için yaptıkları yatırımlara ve çalışmalara bakalım.
META: Şirketin yaptıklarından bahsettik ama kısa bir özet geçelim. 2014 yılında Oculus’u satın aldı. Dijital avatarların VR (sanal gerçeklik) gözlükleri kullanarak iş, seyahat veya eğlence için bağlantı kurduğu sanal bir dünya tasavvur ediyor. Meta şirketi yöneticisi Mark Zuckerberg lansmanda şöyle dedi: “Bir sonraki platform ve ortam, yalnızca ona bakmakla kalmayıp deneyimin içinde olduğumuz, daha da sürükleyici ve somutlaştırılmış internet olacak! Ve biz buna metaverse diyoruz.” dedi.
MİCROSOFT: Hologramlar ve sanal avatarlar dahil olmak üzere karma gerçekliği (artırılmış gerçeklik ve sanal gerçekliği birleştirmek) 2022 yılında Microsoft Teams’e getirmeyi planladıklarını söyledi. Planladıkları özellikleri tanıttı. ABD ordusu şu anda askerlerin eğitilmesi, provalar için bir karma gerçeklik gözlüğü olan HoloLens 2 üzerinde Microsoft ile birlikte çalışıyor.
EPİC GAMES: Fortnite adlı oyununda bazı sanatçılar konser verdi. Film fragmanları gösterildi. Martin Luther King’in 1963 yılında yapmış olduğu bir konuşmayı yeniden tasarladılar. Bunlar oyunun içinde etkinlik olarak yapıldı. MetaHuman Creator ile fotogerçekçi dijital insanlar geliştiriyorlar. Belki bununla, ileride metaverse kullanılan avatarların yerini, dijital ikizimiz alacak. Belki de bazı oyuncular ölse bile yüzlerini filmlerde, reklamlarda görmeye devam edeceğiz. Allahualem.
Daha birçok oyun şirketi ve teknoloji şirketi yatırımlar yapıp, ürettikleri teknolojileri bu yönde geliştirmeye çalışıyorlar. Yalnızca teknoloji şirketleri de değil tabii ki H&M metaverse ’de mağaza açtı.
Metaverse’ün hayatımızı kolaylaştırdığı durumlar olabilir. Mesela online alışveriş için markete sanalda gitmek. Alacağımız eşyayı incelemek, denemek. Gitmek istediğimiz bir şehri, bir mekânı gerçeğe yakın bir şekilde gezme imkânı verebilir. Bunlar arttırılabilir. Tabii şu an için bunlar belki yapılabilir ama gerçeğe yakın bir seviyede yapılması pek mümkün gözükmüyor. Ben VR gözlükleri ile belki bir şehri gezebilirim ama gerçeğe yakın bir şekilde gezemem. Tabi bunların yanında VR gözlüklerinin uzun kullanımda baş ağrısı, mide bulantısı yapması, kafamızda taşımasının zor olması da cabası.
Peki metaverse’ün oyuna benzeyen kısmına bakalım. Bu kısım ise hayatımızı kolaylaştırmaktansa, uyuşturmak için olan kısmı bence. Yıllardır oyunlar yapılıyor. Farklı konulara sahip, gerçekçi grafiklere sahip oyunlar mevcut. Online oyunlar üzerinde gerçek para ile satış yapmakta mümkün. Metaverse’ün bu noktada bize sunmuş olduğu farklılıklar şunlar;
- Bu oyunun oyuncu sayısı fazla. Milyonlarca oyuncusu var. Çünkü burası Dünya’ya alternatif bir evren. Bütün insanlar dahil olabilmeli.
-3 boyutlu olması.
-Belirli bir merkezinin olmaması.
Peki bunlar yeterli mi? Hayır değil. Çünkü bunların bir kısmı zaten var olan şeyler. Online oyunlarda satın alımı yapabiliyoruz. Online oyunun evreninde aldığın bir eşya seni o oyunda çok özel biri yapabiliyor. Metaverse’de bunun farkı NFT olarak satın alınması olacak belki. Ve alacağın şeylerin bir sınırının olmaması. Oyunlarda sadece oyun ile alakalı eşya satın alınabilirken, metaverse’de herhangi bir şey olabilecek. Veya metaverse’de bir sürü insan olacak ama açık dünya online oyunlarında da zaten bu durum söz konusu. Sadece belirli bir limiti var. Ki zaten normalde Dünya üzerinde de çok fazla insan ile görüşmediğimizi, görmediğimizi düşünürsek insan sayısının fazla olması da çok önemli bir durum değil. Mevcut oyunlardan en büyük farkı 3 boyutlu olması denebilir ama VR oyunları ile 3 boyutlu oyunlarda söz konusu. Yeteri kadar gerçekçi ve işlevsel olmasalar bile piyasada mevcut durumdalar.
Metaverse’ün hayatımızı kolaylaştıran, gayet işe yarar özellikleri olabilir. Bunun yanında insanların uyuşturucusu da olabilir. Baktığımızda bütün bunlar internet içinde geçerli değil mi? İnternet kiminin hayatını kolaylaştıran bir araç iken kimisinin ise hayatını uyuşturan bir uyuşturucu.