Hamd kullarına hükmetsinler diye kitap indiren Allah’adır (cc). Salat ve selam kitap ile nasıl hükmedeceğimizi bize öğreten Rasulullah’ın üzerine ve ona güzellikle tabi olup hak ile hükmedenlerin üzerine olsun.
Son birkaç yazıda kısaca Mürcie fırkasına değinmeye çalıştım. Bu yazımda Mürcie fırkasına mensup olan saptırıcıların bu milleti dalalet bataklığına nasıl düşürdüğünü bir örnek ile anlatmaya çalışacağım inşallah. Böylelikle İmam Evazai’in (rh) “İslam’da, ehline şu ircadan daha zararlı bir bidat ortaya atılmamıştır” dediği Mürcielerin sapkınlığı somutlaşsın.
Geçen gün sosyal medya platformu YouTube’da bir videoya denk geldim. Videoyu yükleyen, hükümet destekli İslami(!) bir kanal. Videonun başlığı şu şekildeydi “Hakimiyet Allah’ındır” Tabi ki bu başlık dikkatimi çekti. Hükümetin ve çevresinin desteklediği “demoİslam” görüşünü benimsemiş ve bu fikri halk tabanına sevimli gösterme görevi olan bir kanal, böyle başlık atmış. Ve videoya tıkladım.
Videoyu sunan aynı zamanda kanalın sahibi olan şahıs ne hoca ne ilim talebesi. Bir kıssa ile giriş yapıyor videoya ve bazı sloganlaşmış ama pratikte uygulanmayan söylemlerden bahsediyor. Bu söylemlere ise “Hakimiyet yalnızca Allah’ındır” ayeti üzerinden örnek veriyor.
“Hüküm Yalnızca Allah’ındır”[1]
"Siz Allah'ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler."
Bu şahıs ayetten almamız gereken dersin ne olması gerektiğinden bahsediyor ve bunu da münafıklığın alametlerinin bildirildiği hadis üzerinden anlatıyor.
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:
“Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.”[2]
Bir insanda bu alametler olur ise o insana münafık diyebilir miyiz? Sorusunu soruyor ve kendisi “hayır diyemeyiz” cevabını veriyor. Niçin denilemeyeceğinin sebebini ise “hüküm Allah’ındır” ayeti üzerinden o kimsenin münafık olup olmadığına Allah (cc) hükmedecek şeklinde açıklıyor. Devamında İse kendisinde bu alametleri bulunduran kimseye münafıklık alametleri var denilebileceğini söylüyor. Zahiri doğru olan bu sözle batılı kast ederek hezeyanlarına devam ediyor ve ağızındaki asıl baklayı çıkararak diyor ki;
“Sosyal medyada birleri çıkmış o kafir bu müşrik diyerek hüküm veriyorlar, hani hüküm Allah’ındı?”
Subhanallah “Hüküm Yalnızca Allah'ındır” ayetinden almamız gereken ders buymuş. Yani hiçbir kimse bir diğerine münafık, müşrik, kafir diyemezmiş.
Bu tarz içerik üretenler bu milleti fark ettirmeden zehirlemekte ve batmış olduğu bataklıktan asla çıkamamasına sebep olmaktadırlar. Ayet ve hadisleri selefin anlayışı ile değil de kendi kıt akılları ile harmanlayıp içine bazı doğruları da serpiştirerek büyük bir sapıklığın yolunu açmaktadırlar.
Şimdi bu hezeyanlara kısa bir şekilde cevap verelim.
NİFAK ALAMETLERİ OLAN BİR KİMSEYE “MUNAFIK” DİYEBİLİR MİYİZ?
Münafık kalbinde olan küfrü gizleyen demektir. Yani zahiri ile batını farklı olan kimsedir.
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler[3]
İslam şeriatı nifakı itikadi (gizli) ve ameli (zahiri) olarak iki kısımda değerlendirmiştir. Rasulullah (sav) hayatta iken, Allah’ın (cc) bildirmesi ile hakiki (itikadi) münafıkları bilmekte ve bazı sahabelerine de bu münafıkların listesini vermekte idi. Rasulullah’ın (sav) vefatından sonra vahiy kesildi ve kalpte olanlar artık bilinemez oldu. Bu hususta Ömer ibnu-l Hattab şöyle söylemiştir:
“Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde insanlar vahye göre değerlendirilirlerdi. Şimdi ise vahy kesilmiştir. Şu anda bizler sizleri ancak bize görünen amelleriniz ile yargılayabiliriz. Kim bize iyi şeyler gösterirse onu güvenilir kabul eder ve onu (kendimize) yakınlaştırırız. Onun niyetini bilmek bizim işimiz değildir. Niyeti konusunda onu hesaba çekecek olan yalnız Allah’tır. Her kimde bize bir kötülük gösterirse, niyetinin iyi olduğunu söylese dahi ona güvenmez ve inanmayız.”[4]
Önderimiz Ömer’in (ra) bu müthiş tespiti bize göstermektedir ki İslam kalbi araştırmaz, zahire göre hükmeder.
Peki o sorunun cevabına gelecek olursak; Evet kalbinde küfrü barındıran ve bunu gizleyen kimsenin hükmü Allah’a aittir. Hesap günü kimin hakiki münafık olup olmadığının hükmünü verecek odur. Allah cc dışında Kişinin kalbinde gizlediğini kim bilebilir ki? Allah Rasulu (sav) Usame b. Zeyd’e (ra) zahir ile hükmetmediği için kızmamışmıydı?
Üsame b. Zeyd (radıyallahu anh), Lâ İlâhe İllallâh diyen birisini öldürdüğünde Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona şöyle demişti: “Lâ İlâhe İllallâh’ı (gerçekten) söyleyip söylemediğini öğrenmek için kalbini mi yardın?”[5]
İmam Nevevî (rahimehullah) bu hadisin şerhinde şu önemli bilgiye yer vererek der ki:
“Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in “kalbini mi yardın?” sözünde fıkıh ve usul de meşhur olan “hükümler zahire göre verilir, niyet ve kasıtlar Allah’a havale edilir” kaidesine bir işaret vardır…”[6]
Peki Sahabe efendilerimiz Muayyen şahıslar için münafık vasfını kullanmışlar mıdır? Cevap: “Evet”. Bu hususu öğrenmek için siyer okuması yapmak yeterli olacaktır.
HÜKÜM YANLIZCA ALLAH’INDIR
Ne kadar anlamlı ve tüyleri diken diken eden bir ayet. Bu ayetler Allah’ın (cc) bütün kâinatta tek hâkim olduğunu bildiriyor biz kullarına. Yani yaratan O (cc), yağmur yağdıran O (cc), yerden her türlü rızkı yeşerten O (cc), Her şeyin sahibi O (cc) ve tek egemen, kanun koyanda O (cc).
“Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da emretmek de yalnız O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir.”[7]
Bu ayetlerden alınacak o kadar dersler ve hikmetler var ki bir mümin bu ayetleri okuduğu zaman kalbinin hızla, iman ve haşyet ile çarpmaması işten bile değildir. Gelin görün ki bahsettiğimiz taifenin, kendi batıl mezheplerine uydurmak için, kapsamı geniş olan bu ayetleri sadece kıyamet günü verilecek son hükme veya da kâinatı evirip çeviren anlamı ile sınırlandırmalarını esef ile görmekteyiz.
Bu ayetlerin içerdiği anlamları tabi ki anlatamazlar çünkü bu küfür sistemini öylesine benimsemişleridir ki ağızlarından kanun yapma yetkisi/hakimiyet Allah’a aittir kelimesini bir türlü çıkartamazlar. Onlara göre Allah (cc) sanki insanı yaratıp, başı boş bırakıp ben kainatın hakimiyim sen ise yer yüzünün egemenisin diyerek serbest bırakmış ve “Hüküm yalnız Allah’a aittir” demiştir. Allahuekber! Bu büyük bir sapkınlık ve dalalettir.
“Hakimiyet Allah’ındır” isminde bir video yapıp Allah’ın (cc) egemenliğini ve yüceliğini anlatılacağına işin sonunda, irca akidesini empoze etmek ve ayete kendi istediğini söyletmek ancak irca akidesine mensup olanların yapabileceği bir iştir.
Bizde şu soruları soralım:
1) Madem İnsan hiçbir şeye hüküm veremez İslam hukuku neden var?
Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah'ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.[8]
İslam inancını kalp ile sınırlandırınca İslam’ın hayatın her alanına hükmedecek bir devlet dini olduğunu tabi ki anlamazlar. Evet İslam devlet dinidir.
2) Şeriat mahkemeleri ne işe yarar?
Şu an ki küfür mahkemeleri önüne gelene terörist, vatan haini damgasını ve yaftasını vururken, İslam’ın mahkemesi olması gerektiğini ve bu mahkemelerde kadıların insanlara İslam ile hüküm vereceğini bilmezden gelirler. İslam mahkemeleri hırsıza hırsız, kafire kafir ve müşrike müşrik hükmü verir.
3) Fıkıh kitaplarında ki mürted bablarını yırtıp atalım mı?
4) Bir insanda İslam alametleri görüldüğünde “bu adamda İslam alametleri var” mı diyoruz yoksa bu kişi Müslüman mı diyoruz? Tabi ki Müslüman diyoruz. Onların tabiri ile; hani hüküm Allah’ındı?
5) Bir hırsıza hırsız ve bir zaniye zinakâr niçin diyorsunuz? Onların tabiri ile hani hüküm Allah’ındı?
6) Bir zalime, zalim diyebilir misiniz? Sizin delilsiz anlayışınıza göre hayır.
7) Peki iyi ile kötüyü, kafir ile mümini nasıl ayırt edeceksiniz?
Bu soruları daha da çoğaltmamız mümkündür. Bir şahsı hedef gösterme niyetinde değilim ancak bu şahıs üzerinden mürcie akidesinin günümüzde nasıl tezahür ettiğini göstermek istedim.
Allah'ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona tabi olmayı bize nasip eyle! Batılı da batıl olarak göster ve bize ondan gereğince uzak durmayı nasip eyle!"
Allah (cc) bu mübarek Ramazan ayında yapacağımız amelleri kabul etsin. Amin…
[1] 6/ Enam, 57
[2] Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107-108.
[3] 2/Bakara, 14
[4] Buharî, Kitabu’ş-Şehadât, hadis no: 2641.
[5] Müslim, 96
[6] Nevevî, Şerhu Müslim, 1/282. Daru’l-Menar baskısı.
[7] 7/Araf, 54
[8] 3/ Ali İmran, 23