Hamd ibadeti hakeden tek ilah olan Allah’a olsun. Salat ve selam en güzel şekilde kulluk vazifesini yerine getiren ve bu konuda ümmetine örneklik teşkil eden Muhammed’in ve ona güzellikle tabi olanların üzerine olsun. Emma baad;

Âdemoğlunun ilk görevi Allah’ın (cc) varlığına inanması olduğunu ve Allah’ın (cc) varlığının sayısız delili olduğunu aktarmaya çalışmıştık. Allah’ın (cc) varlığını ikrar eden bir insanın zorunlu olarak İlah olarak kabul ettiği Allah’a (cc) ibadet etmesi icap etmektedir. Allah’a (cc) ibadet etmek İslam’ın ikinci aslıdır, dolayısı ile bu hususta hiçbir mazeret geçerli değildir.

Allah’ın (cc) varlığına inanılması ve Allah’ı tek ilah kabul edilmesi durumunda yine sadece O’na ibadet edilmesi gerektiği sonucuna varılması olağandır.

Bir yaratıcı var ve bu yaratıcı kemal sıfatların bütünü ile vasıflanmış, dolayısı ile yaratılanların bu kusursuz ve eksiksiz varlığa ibadet etmeleri gerekir. İşte bu kadar basit bir çıkarım.

Bu basit ve mantıklı çıkarımdan sonra önümüzde çok önemli bir kavram duruyor; “ibadet”. İnsanoğlunun hayatının her anında ve alanında var olan bu kavram yine insanoğlu tarafından en az anlaşılan ve tahrif edilen kavramdır.

Varoluşun Sebebi İbadet

İnsanların ve cinlerin var olmasının yegâne sebebi ibadettir. Bu konuda Allah (cc) şöyle buyurmaktadır:

Ben cinler ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.[1]

İnsanların ekseriyeti varoluşsal sancı çekmekte ve ölünceye kadar neden var olduğunu idrak edemeden, tüm kısalığına rağmen kendisine yaratıcısı tarafından verilen hayat nimetini boşa harcamaktadırlar. Bir Müslüman için ise cevabı en basit sorulardan biri “ben neden varım?” sorusudur. Çünkü bu soruya vereceği cevap, yaratıcısı tarafından rasulleri aracılığı ile bizzat kendisine tebliği edilen ibadettir.

Peygamberlerin Ortak Söylemi İbadet

İstisnasız bütün peygamberler kavimlerine gönderildiklerinde kavimlerini yalnızca Allah’a (cc) ibadet etmeye çağırmışlardır.

“Andolsun ki biz her ümmet arasında ‘Allah’a ibadet/kulluk edin ve tağuttan kaçının.’ (diye tebliğ etmesi için) resul göndermişizdir.”[2]

Nuh (a.s) kavmine şöyle hitap etmiştir:

Andolsun ki, Nuh’u kavmine (peygamber olarak) yolladık. Demişti ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet/kulluk edin. Sizin O’ndan başka (ibadeti hak eden) bir ilahınız yoktur. Şüphesiz ki ben, sizler için o büyük günün azabından korkmaktayım.”[3]

Bir örnek daha verelim. Hud (a.s) kavmine aynı hitabı yapmıştır:

Âd Kavmine de kardeşleri Hud’u (peygamber olarak yolladık). Demişti ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet/kulluk edin. Sizin O’ndan başka (ibadeti hak eden) bir ilahınız yoktur. Korkup sakınmayacak mısınız?” [4]

Peki, bu kadar önemli olan ibadet kavramı hangi hususları kapsamaktadır ve insanlar bu kavrama nasıl anlamlar yüklemişlerdir? Bu hususa girmeden önce bu kavramın sözlük ve ıstılah anlamlarını aktaralım;

İbadetin anlamı

Sözlükte ibadet boyun eğmek, alçak gönüllülük, itaatkâr olmak anlamlarına gelir. Bundan dolayı Araplar üzerinden çok geçilen bir yola ezilmiş, düzleşmiş yol anlamında ‘Tarikun muabbed’ “تريق معبد” derler.

İbni Kesir şöyle söylemiştir: “İbadet sözlükte zillet (boyun eğme, itaat etme) anlamına gelir.”[5]

Istılah Anlamı

İmam İbni Teymiye’nin yapmış olduğu ibadet tanımı şu şekildedir:

“İbadet Allah’ın (cc) sevip razı olduğu zahiri ve batını bütün sözleri ve amelleri kapsayan bir isimdir. Namaz, zekat, hac, oruç, doğru söz, emaneti yerine getirmek, anne babaya iyilik, akrabayı ziyaret, sözleri yerine getirme, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak, kafirler ve münafıklar ile cihad etmek, komşuya, yetime, miskine, yolda kalmışa, köleye ve hayvanlara iyilikte bulunmak, dua, zikir, kıraat ve bu amellerin emsalleri ibadettir.”[6]

İbadetin Kapsamı

Istılah anlamından da anlaşılacağı gibi ibadet kavramı çok kapsayıcı ve önemli bir kavramdır. Ancak birçok İslami kavram gibi tahriften payını almıştır. Tahrif sadece bir kavrama başka anlamlar yüklemekle değil kavramın kapsayıcılığını daraltmak sureti ile de olmaktadır. Bu hususa ibadet kavramı en güzel örnekliği teşkil etmektedir.

İbadet kavramı yaşamın her alanını kapsamaktadır. Ancak günümüzde bu kavram belli başlı şekilsel ibadetlere indirgenerek, bu kavram dar bir kalıba sokulmuş böylelikle tahrif edilmiş oldu. Bu tahrifin neticesi olarak Kur’an-ı Kerim’de geçen yukarıda aktardığımız peygamberlerin “Ey kavmim Allah’a (cc) ibadet edin” şeklindeki hitabını “Ey kavmim Allah’a (cc) rükû, secde edin” şeklindeki hitapları sadece şekilsel amellere indirgenmektedir.

Dolayısı ile namaz kılan; yani rükû ve secde eden, zekât veren, hacca giden insanlar kulluklarını yani ibadetlerini en mükemmel şekilde yerine getirdiklerine inanmaktadır. Namaz kılan, ancak kahrolsun şeriat diyen, namaz kılan ancak teşri hakkını kendisi gibi bir beşere veren insanlar, sadece namaz kılma ibadetini yapmak ile Allah’a kul olduğu yanılgısına düşmektedir. Namaz, oruç ve zekât gibi kulluk şiarlarının çok önemi ve ayrı bir konumu vardır, ancak bu şiarlar ibadetin hepsi değildir. Bilakis bunlar Allah’ın (cc) istediği kulluğun bir cüzüdür. 

Her gün beş vakit namazda “ancak sana ibadet ederiz” diyen bir Müslüman bu söylemi ile şekli ibadetler ile birlikte hayatının her anında da ibadet halinde olduğunu rabbine itiraf etmektedir.

 De ki: “Şüphesiz ki benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”[7]

İslam ibadeti diğer dinler gibi mabetlere hapsetmez. Bu da hayatın içinde olan tebessümü, sevmeyi, kızmayı, ağlamayı, çalışmayı, ticareti, devlet idare etmeyi, siyaseti ve karı koca ilişkisini yani her şeyin ibadet olarak görüldüğü bir dini bize göstermektedir.

Bütün mubahlar niyet ile ibadete dönüşür. İmam Nevevi “sizin eşlerinizle ilişkiye görmeniz de sadakadır” hadisinin şerhinde şöyle demiştir: “Bu hadis mubahların sadık niyet ile taate/ibadete dönüştüğünün delilidir.”    

İbadet Tevhiddir

Peygamberlerin kavimlerine yaptıkları ortak davetin Allah’a (cc) ibadet olduğunu belirttik. Allah’ın (cc) sevip, razı olduğu her şey ibadette ise ibadetlerin zirvesi Allah’ın (cc) birlenmesi ve ona hiçbir şeyin ortak edinilmemesidir. Tevhid inancı olmadan bir kulluktan bahsedilemez. Mücahid’den rivayet edildiğine göre O Zariyat suresinde geçen “ ليعبدون ” li-yabudun ibaresini “ ليعرفون ” li-yarifun yani bilsinler diye yarattım anlamında tefsir etmiştir. Dolaysıyla kulluk için birlemek, birlemek içinde bilmek gerekir.

İbadet İtaattir

Abd/kul itaat ediyor ise kuldur. İtaatin olmadığı bir ibadet düşünülemez. İbadetin itaat anlamında olduğunu gösteren ayette rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

 “Ey Âdemoğulları! ‘Şeytana ibadet etmeyin, o sizin apaçık düşmanınızdır.’ diye size emretmedim mi?”[8]

Âdemoğlu şeytana rükû ve secde yapmaz. Ancak şeytanın vesveselerine kulak verip itaat ederek şeytana ibadet etmiş olur.

Aynı şekilde insanoğlu rükû veya secde etmeden de kendisi gibi insanlara ibadet edebilir. Bu nasıl mı olur? Kişi sadece Allah’a (cc) ait olan teşri hakkını başka bir beşere verir ve bu hususta itaat eder ise kulluğunu Allah’tan (cc) başkasına sunmuş olur.  

İbadet Allah (cc) için Vela/Dostluk ve Bera/Düşmanlıktır.

İbni Recep el-Hanbeli ibadeti şöyle tanımlamıştır: “Bir kimse bir şeyi sevip ona itaat ederse ve o şey de onun kastının ve arzusunun en üst gayesi olduysa, onun için dostluk kurup yine o şey için düşmanlık besliyor ise o kimse o şeyin kuludur. Bu şey de o kimsenin mabudu ve ilahıdır.”

İbn Kayyım (rh) Zâriyât süresinin 56. ayetini tefsir ederken şöyle söylemiştir:

“Bil ki Allah’a, ibadet çeşitlerinin her biri ile kulluk edilmesi gerekir. Bu ibadetlerin en üstünleri ve en değerlileri kendisi için dostluk ve düşmanlık beslenmesi, kendisi için sevmek ve buğz etmek, O’nun (cc) yolunda cihat etmek, nefislerdeki en değerli şeyleri (canın, kanın) O’nun (cc) rızasında ve düşmanlarına karşı savunmada sarf etme şeklindeki kulluktur.”

Velhamdulillah

 


[1] (51/Zâriyat)

[2] 16/Nahl, 36

[3] 7/A'râf, 59

[4] 7/A'râf, 65 bknz: Araf, 73 ,85

[5] Teysir-ul Azizil Hamid, 47

[6] «كلمة الإخلاص وتحقيق معناها»، المكتب الإسلامي، بيروت: 1397، 27.

[7] 6/Enam, 162

[8] 36/Yâsîn, 60